20 yıldır bu ülkede çok şey değişti ve hala da değişim devam ediyor. Ancak bazı değişimler insan odaklı olunca konular çok çeşitleniyor. Bir konuyu gündeme taşımak istiyorum: Dişimden düşen bir dolgu için Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne gittikten sonra bir daha gitmedim. Oradaki hekimin davranışı, yüz ifadesi ve beni dışarıda bekletmesi bende travma yarattı. Ben o günden sonra, hemen iş yerimin yakınındaki özel bir diş kliniğine gidiyorum; dişimi de işimi de orada yaptırıyorum ve çok da memnunum.
Yaş 65 olunca bazı şeylerde sabır azalıyor, eskisi gibi olmuyor.
Yaş 65 olunca hastalıklar artıyor.
Yaş 65 olunca ilaçlar artıyor; şekerdi, kolesteroldü, tansiyondu derken...
Tabii her ilacın doktoru, muhatabı farklı olunca ilaç yazdırmak bile bazen sıkıntı oluyor. Herkes gibi benim de bir aile hekimim var; her ne kadar sık gitmesem de tanımasam da var. Geçenlerde ilacımın birinin raporu bittiği için hastane hekimlerinden birine müracaat ettik, "tahlil vermeden raporu yenilemem" dedi.
Haklıdır belki ama Sinop’ta tahlil vermek çok hoşuma gitmeyen bir konu. Zaten kimse durup dururken tenine iğne batırılmasını istemez, ben de öyleyim. Durum böyle olunca, "Sabah erken aile hekimine gidersen o tahlillerini alır" dediler. Benim için bir ilk olacaktı.
Aile hekimim Türker Pazar’ın iyi bir hekim olduğunu biliyorum ama hiç gidip de tahlil filan vermemiştim. Ne kadar yoğundur, kaç dakika beklerim bilemiyordum. Saat dokuzda kapısını açtım, odada tek başınaydı. Hemen işini bırakıp benimle ilgilendi. Yan odada kan aldılar, işim beş dakikada bitti.
Ama şu bir gerçek; ummadığım kadar iyi bir muamele, insanca bir yaklaşım gördüm. O "doktor odası havası" kesinlikle yoktu. Ciddi şekilde memnun kaldım.
Şimdi aynı şey için hastaneye gitseydim; bir hekimden sıra alacaktım (randevu alabilirsem), ardından kan tahliline yollayacaktı falan... Aile hekimim bu işi çok kısa yoldan halletti ve o Ağız ve Diş Sağlığı’ndaki kötü travmamı bir nebze kafamdan sildi.
Ülkemin böyle hekimlere ihtiyacı var. Teşekkürler.
