Sinop Pervane Medresesi esnafı Elmas Aydın, “Burayı kaybetmek üzereyiz. Bizim mağduriyetimiz zaten ortada. Kış gününde vakitsiz bir şekilde ve usulsüz bir şekilde buradan çıkmamız talep edildi ama asıl mağduriyet Sinop adına yaşanacak. Ben bunu belirtmek istiyorum. Teşekkür ediyorum. İşin maddi boyutu da şöyle. Sinop çok küçük bir yer. Burada dükkan bulmak çok zor. Dükkanlar bulunsa bile içerisinde yapılacak emek ve harcamalar yüksek fiyatlara çıkıyor. Zaten dükkanda bulamıyoruz. Çok yüksek miktarlarda kiralar. Şöyle de bir durum var. Hepimiz ayrı ayrı en lüks dükkanları bulsak bile şu lokasyonda yarattığımız etkiyi, sinerjiyi başka yerde yaratamayız.” Dedi. Hicran Özkan ise, “Bütün yetkili amirlere sesleniyorum. Lütfen yanımızda olun. Sürekli aynı şekilde birçok yere başvurduk ama bir ses duyamadık, bir yanımızda insan göremedik. Artık burası Sinop'a ait ve Sinop'un kalsın istiyorum ve el sanatları çarşısı olarak kalsın istiyorum.” Diye konuştu.

Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü, "onaylı projeye aykırı uygulamaların tespit edildiği" gerekçesiyle Sinop'taki Pervane Medresesi esnafından işletmelerini boşaltmalarını istemişti. Pervane Medresesi esnafları kendilerinin tek geçim kaynaklarının burası olduğunu ve sebepsiz yere kendilerinin çıkartılmak istediğini söyledi.

Sinop Pervane Medresesi esnafı Elmas Aydın, şöyle konuştu.

“Öncelikle Sinop halkına ve daha sonra yetkililere seslenmek istiyorum. Çünkü buranın Sinop halkının olduğunu düşünüyorum O yüzden onlara sesleniyorum. Ben 7 yıldır buradayım. 7 yıldır burada bu çarşıda Sinop'un tanıtımı ve Sinop'un yöresel el sanatlarını tanıtmak adına buradaki bütün hanım arkadaşlarımla emek veriyoruz. Ama bu yıl yaklaşık 3 buçuk aydır usulsüz bir şekilde buradan çıkartılmamız konusunda mücadele veriyoruz. Öncelikle şunu söylemek isterim. Burada verdiğimiz mücadele bizim burada çok büyük paralar kazandığımız için değil. Sinop'taki bu turizm lokasyonunun elimizden gitmemesi, kaybolmaması ve Sinop'un böyle güzel bir yeri kaybetmemesi. Burası çünkü Sinop'un tek çarşısı, tek hanımeli çarşısı. Buraya gelen ev hanımından, ilkokul öğrencisinden, profesöründen, yetkilisinden, milletvekilinden tüm insanların toplandığı, tanıştığı, sohbet ettiği ve birlikte aynı şartlar altında çay içtiği, sohbet ettiği bir ortam. Burayı kaybetmek üzereyiz. Bizim mağduriyetimiz zaten ortada. Kış gününde vakitsiz bir şekilde ve usulsüz bir şekilde buradan çıkmamız talep edildi ama asıl mağduriyet Sinop adına yaşanacak. Ben bunu belirtmek istiyorum. Teşekkür ediyorum. İşin maddi boyutu da şöyle. Sinop çok küçük bir yer. Burada dükkan bulmak çok zor. Dükkanlar bulunsa bile içerisinde yapılacak emek ve harcamalar yüksek fiyatlara çıkıyor. Zaten dükkanda bulamıyoruz. Çok yüksek miktarlarda kiralar. Şöyle de bir durum var. Hepimiz ayrı ayrı en lüks dükkanları bulsak bile şu lokasyonda yarattığımız etkiyi, sinerjiyi başka yerde yaratamayız. Çünkü burası Sinop'un tek turizm lokasyonu. Buradan şimdi hepimiz en lüks yerlere de yerleştirilse şuradaki atmosferi yakalayamayacağız. Bu durum ekonomik olarak da bizi de vurdu. Korkarım gelecekte Sinop’u da vuracak bu ekonomik sıkıntılar.


Belgin Köklü; “Benim ürünlerim buradan Amerika'da sergilendi. Emine Erdoğan hanımefendi tarafından. Bundan sonra bu ürünlerimi ben nerede sergileyip nerede yapacağım? Nerede sergileyeceğim? Ayrıca yetiştirdiğim insanlar da var. Benim önüm kesilmek isteniyor. Bize hiç yardımcı olan olmadı. Birilerinin yardım etmesini istiyorum. Çünkü sanatımı devam ettiremeyeceğim bundan sonra. Emine Erdoğan hanımefendi benim bu işimi devam ettirmem lazım. Nerede yapabiliriz bu işin devamını? Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Biz buradan apar topar çık çıkarılıyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”

Nurcan Yıldırım; “Bir medrese esnafı olaraktan buraya turizme hizmet etmekten Burayı güzel tanıtmaktan başka hiçbir şey yapmadık. Sokak kedilerine bizden daha çok sahip çıktılar. Biz her yerde yalnız kaldık. Bize sesimizi duymalarını istiyorum ve bize sahip çıkılmasını istiyorum.”

Havva Şeker; “Buradan biz çıkmak istemiyoruz. Ne yapalım? Yapacak bir şeyimiz yok. Tutunacak dalımız yok, kanadımız yok, aylık yok, yıllık yok. Benim ekmeğim buradan çıkıyor. Evimin kirası 8 bin lira. Ne yapacağım? Şaşırıyorum.”

CHP SİNOP TEŞKİLATI VE EMEKLİ SEN’DEN BASINA 10 OCAK ZİYARETİ
CHP SİNOP TEŞKİLATI VE EMEKLİ SEN’DEN BASINA 10 OCAK ZİYARETİ
İçeriği Görüntüle

Banu Kazan; “Karda kışta bu soğuk havalarda bizi işimizden ediyorlar. Hiçbir yerde dükkan bulamıyoruz. Tüm yetkililer arkamızdayız dediler ama şu an arkamızda duran hiç kimse yok. O yüzden mağduruz.”

Hicran Özkan; “Ben de buranın herkesin gururla gösterebileceği yaz kış sürekli bütün yetkili amirlerin misafirlerini getirebileceği bir yerken buranın tamamen turizme kapatılması ve bizi buradan dışarıya atmaları ve şu anda hepimizin çok yalnız kalmalı kalması bizi gerçekten çok çok üzdü. Bütün yetkili amirlere sesleniyorum. Lütfen yanımızda olun. Sürekli aynı şekilde birçok yere başvurduk ama bir ses duyamadık, bir yanımızda insan göremedik. Artık burası Sinop'a ait ve Sinop'un kalsın istiyorum ve el sanatları çarşısı olarak kalsın istiyorum.”

Nuriye Özpınar; “23 yıldır buradayım. Asırlık sandıkta kalan malzemeleri çıkararak kendim üretim yapıyorum. Mağduriyetimizin giderilmesini rica ediyorum.”

Reyhan Aklimon; “23 yıldır buradayız. Hiç kimse bu konuda bizimle ilgilenemiyor. Neden olduğunu da bilmiyoruz tabii. Bize çıkın diyorlar. Biz nereye gidelim kış günü? Bunu bize önceden belirtmeleri gerekiyordu. O yüzden yani arasak da yok dükkanda ama bizim şimdi elimizde dükkanımız gidince biz bu kış gününde ne yapabiliriz? Bize sadece onu söylesinler. Size bir iş bulsunlar. Bize bir dükkan göstersinler. Biz gidelim. Ama bu da yok. Hiç Sinop halkına ve yetkililere duyuruyoruz. Kimse duyamıyor yani şu anda sanırım. İnşallah duyacaklar diye bekliyorum.”

Reyhan Karaaydın; “Vakıflar Bölge Müdürlüğü sudan bahaneler sunarak bizi buradan çıkarmak istedi. 23 yıldır biz buraya çok büyük emekler verdik. Turizme biz katkıda bulunduk. Böyle bir mekan yoktu eskiden. Ancak artık çıkarılmak istiyoruz. Kadın yılı olarak kabul edildi. Bu kadar kadını bir anda iki ayda kapının önüne koyuyorlar. Ekmeklerinden ediyorlar. Lütfen ellerine vicdanlarına koyup bizlere yardımcı olsunlar, vicdanlı olsunlar.”

Melike Yılmaz ise; “Buranın esnafı birlikteyken güçlüler. Burayı dağıttıklarında, buradaki kadınları başka yerlere gönderdiklerinde hepsi kendisini tek bir şekilde ifade etmeye çalışacak ve olmayacak. Buranın boşaltılması sürecinde ben vakıflara gidip konuştum. Gittiğimde bana şöyle bir şey söylediler. Burayı aslında uygun bir şekilde medrese olarak kullanmak istiyorlarmış. Halbuki medreseler 1924 yılında kapatıldı. Artık okullarda eğitim veriliyor. Aslında uygun kullanmak istedikleri yer şu anda bir turizm lokasyonu ve projesi de bu şekilde çizilmiş durumda. Yaptıkları şey yanlış. Dönmeleri için, kararlarından dönmeleri için elimizden geleni yaptık ama dönmüyorlar. Hukuki süreçlerimizi de başlattık. Ama kapılar yüzümüze birer birer kapanmaya devam ediyor. Umarım yanlışlarından dönerler. Buradaki insanların seslerini duyarlar. Yerel yöneticilerin daha çok yanımızda olmalarını bekliyoruz açıkçası. Her partiden. Sivil toplum kuruluşlarının hemen hemen hepsi yanımızdalar. Umarım kararlarından geri dönerler.”

Muhabir: Mustafa Usta