YÜKSEK, ‘MİLLETİN EVLATLARINI TEHDİT EDİYORLAR’

Hüseyin Yüksek, “Abdullah Gül, ‘Cumhurbaşkanı adayı’ gösterilince, “Bakarsınız bir trafik kazası olur; belli mi olur” diye tehdit eden de bunlardı. Şimdi ne diyorlar; “Kan akmadan başkanlık gelmez!” Bunlar demokrasinin değil, vesayetin, darbenin yanında durdular tarih boyu… Bunlar darbe yasalarını, kan kokan düzenlemeleri kabul edip benimsedi; yasa yapıcıların koyduğu nizamların ise daima karşısında dururlar. Bunların meselesi her zaman ‘iç çatışma’ çıkarmak, kaos siyaseti yürütmek, ‘hayır’ politikası geliştirmek. Mayası ‘darbeci’ bunlar, nihayette “Biz demedik mi; ülkeyi kutuplaştırıyor, Suriyelileştiriyorlar” sözlerini yaşatmak için mücadele veriyor, kendilerine ortak arıyor.

            Hastalıklı düşünce yapısı, 780 bin kilometre kare vatanı uçuruma sürüklüyor. Sağlıklı bir zihin, “Kan dökülmeden başkanlık sistemi gerçekleştirilemez” der mi?

‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diyen HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ötesine geçerek, “Kan dökülmeden başkan olamazsın” diyor müdür Kemal. Terör örgütü PKK’nın Meclis’teki ‘yasal temsilcisi’ sanmayın ki; artık HDP. Onlar etkisini kaybettikçe, ana muhalefet partisi CHP, Kemal müdür elinde, PKK’nın nöbetini, HDP’den devraldı.

CHP’ye 6 yıldır ne kazandırdı ki müdür Kemal, ülke için “yararlı” ne istesin? SSK’yı batıran eski genel müdür, gün gün partisine de irtifa kaybettiriyor; yetinmiyor, sokak çağrısıyla, ‘kan’ çığırtkanlığıyla yeni Türkiye’yi de eskiye çekiyor, toplumu ikiye bölerek, ülkeyi bataklığa sürüklüyor ve tam ifadeyle “bizi Suriyelileştirmek” istiyor.

Sokak çağrısı ile 6-7 Ekim olaylarında, “50 sivil” vatandaşın ölümüne yol açan cici çocuk Selahattin’in yerini almaktan, terörü meşrulaştırmaktan geri durmuyor müdür Kemal. Kılıçdaroğlu ile Demirtaş; bunlar, birbirlerinin mütemmimcüzü.

Sanki seçimsiz, referandum olmadan bir “sistem değişikliği” savunulmuş gibi; kararı millet vermeyecekmiş, devletin başındakiler ‘keyfi karar’ alıyormuş da; beyler, en sert dil ile ‘toplum çıkarlarını’ savunuyorlar güya… Kemal bey, darbe mi istiyorsun iç savaş mı? Yeni sistem ve yeni anayasa hazırlıkları daha ne kadar, kaç yıl müzakere edilsin ve siz masayı daha kaç defa devireceksiniz? Ana muhalefet liderliğini dolduramadıkça, varlığını da kaybetmekten korkuyla gittikçe agresifleşiyor, öfke kusuyorsun. Kaybettikçe kaybediyor ve hepimiz de kaybedelim istiyorsun. CHP de artık sayende, ‘ana muhalefet partisi’ değil; bir “marjinal parti” olarak iyice dip yaptı.