Yüksek açıklamasında, “20 aylık hizmet süresi ile görevini devreden Başbakan Ahmet Davutoğlunun bırakma kararı, asırlar süren bir kutlu davanın sadece bir yetki değişimidir ve parti içi meseledir. Yaşanan sıkıntılar arasında, dayanışmayı çok daha güçlendirmek gerekiyor. Zira, 40 yıllık bir siyasi mücadelenin adı olan Recep Tayyip Erdoğan, hâlâ Cumhurbaşkanlığı makamında, büyük Türkiyenin, yeni Türkiyenin 2023, 2053, 2071 hedeflerine doğru ulaşmasında kararlı şekilde, gayretle, millet için, millet ile birlikte liderlik yapıyor, liderliğini sürdürüyor.
Terör ve paralel yapı gibi iki büyük tehdit arasında, küresel ölçekte de karşılık bulan bölgesel sorunlarla kuşatılmış Türkiye, hedeflerine ulaşamasın diye boyun eğmeye zorladılar. Ancak bir dönemin kapıları kapandı, yeni bir döneme doğru kapı aralanıyor. Gelinen yeni dönemde Türkiye, bu kuşatmayı yaracak, her türlü iç ve dış tehdidi aşacak, güçlü bir liderlik ve devlet içi uyum sağlayacaktır. Kendilerini seçkin, kendi dışındakileri sıradan görenler yaşanan yetki değişimini anlayamaz. Kendilerini eğitimli, başkalarını cahil görenler gerçekleşen bayrak değişimini kavrayamaz. Her değişim, yeni bir dinamizm, heyecan da taşır! Bugün kırgınlıkları unutma günüdür. Bugün yeni Türkiye kurulurken, dedikodu üretme değil, fitne ve nifak sözlerinden sıyrılıp samimi, saf ve temiz düşüncelerle, yeni bir başlangıç yapma günüdür. Yeni bir toplumsal uzlaşmanın kapılarını aralama günüdür. Bu dava, şahsi bir dava değil; bir Türkiye davasıdır; kişiler, şahıslar, fertler önemli değildir. Ulusal güvenlik ve bütünlük tehdit altına girdiği durumlarda gereği devreye girer.
Cumhurbaşkanının hedefe oturtulması sanma ki; boşunadır. Güç ve akıl sembolü olan Recep Tayyip Erdoğan, yeni Türkiyenin hedefine ulaşmasında "sağlam ve sahici" planlara sahip yegane siyasi figürüdür. Küresel ve ulusal güç merkezleri, her yolu kullanarak ve Cumhurbaşkanlığı makamının etrafındakileri bile değerlendirerek Erdoğanı yok etmeye kast ediyor. Pariste ve Brükselde devlet aklının vizyoner temsilcisi Erdoğanın olağan şüpheli haline getirilmesi tesadüf mü zannediliyor?
Bu dava, medeniyet davası; bu dava, büyük Türkiye davası... Seccadelerin üzerinde, camilerde, evlerde, kuytularda mırıl mırıl dua edenlerin, duası yerini bulacaktır. Başkanlık meselesi, kişisel mesele değil; zaruriyettir, sistem meselesi, toplumsal meseledir. Türkiyeyi iki başlılıktan kurtarmak gerekir. 81 vilayet, 77 milyon kadar Bağdat, İslamabat, Beyrut, Saraybosna, Şam, Ramallah, Kudüs ve Üsküp de yeni Türkiyenin yenilenmiş yol haritasını bekliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçilen yol ayırımında büyük Türkiyeyi karamsarlıktan, umutsuzluktan çıkaracak, değiştirecek ve dönüştürecek tek alternatiftir. Ancak milyonların umudunu kırmak, temsilen lideri Erdoğanı yıpratmak ve "yok etmek" ve dahi hayat damarlarımızı da koparmak istiyorlar. Başarısızlık bekleyenler, geride kalan yapının etrafında menfaatleri için yuvalananlar, Türkiyeyi kendi istedikleri yere doğru çekiyor, sürüklüyordu. Ancak Başbakan, her türlü rütbe ve makamı elinin tersiyle reddederek, dava arkadaşlarının önünü açarak, yeni Türkiyeyi kurma mücadelesinde "fedakarlık" gösterdi, kendisini feda etti ve "milli bir duruş" sergiledi. Başbakan, makamlar değil, aynı bayrağın gölgesinde milli menfaatleri için, hizmet için çalıştığını gösterdi ve bunun için de daima müstesna bir şekilde anılacaktır.” .dedi.